| Kendi Kelimeleriyle: İlk Gen Terapisi Hastası |
|
80’li yılların sonlarına doğru, DeSilva ailesinin küçük kızları Ashanthi’nin yaşayabileceğine umutları kalmamıştı. Babası Raj, kızlarının kronik öksürük ve soğuk algınlığı sonucunda tamamen tükendiğini ve birkaç adım yürüdükten sonra bile nefessiz kalışını unutamıyor ve “O kadar çok doktora götürdük ki ben artık saymayı bıraktım. Doktorlar, ya astım ya allerji ya da bronşit olduğunu söylüyorlardı” diyor. Raj’ın immünoloji uzmanı olan kardeşinin önerisiyle yapılan ADA (adenozin deaminaz) testinde Ashanti’nin problemlerinin kaynağının SCID (severe combined immuno deficiency) olduğu tespit edildi. Her ne kadar kalıtsal bir hastalığa sahip olduğu için şansız gibi görünse de, Ashi gen tedavisi uygulanacak kadar mekanizmaları net olarak bilinen bir hastalığa sahip olduğu için talihli sayılırdı. Bir seri kontrolden sonra, Ashi gen tedavisi uygulanan ilk hasta olarak tarihe geçti. National Institute of Health’deki medikal ekip-W.French Anderson, Kenneth Culver, ve Michael Blaesa yıllarını gen tedavisi üzerinde çalışarak geçirmişlerdi ve başaracaklarına inanıyorlardı. Tedaviyi takibeden haftalar içerisinde, Ashi kendi, fonksiyonel T hücrelerini üretmeye başladı. Sonraki dönemlerde takviye tedaviler uygulandı. Bugün gayet sağlıklı bir genç kız ve üniversite sonrası müzik alanında kariyer yapmanın hayallerini kuruyor. O artık yıllarını biomedikal konferanslarda gen tedavisinin savunucusu olarak geçiriyor. Ashi 17 yaşında iken katıldığı bir toplantıda Dr. Blaese’e ‘Dünyadaki görevimiz başkalarına yardım etmek. Bana yapabilme olanağı sağladığınız herşey için tüm kalbimle size minnettarım’ diyerek teşekkür ettiğini söylüyor. Gen tedavisi geçtiğimiz yıllarda pek çok tehlike geçirdi, fakat global olarak değerlendirildiğinde mükemmel bir performans yakaladığı söylenebilir. Dr. Blaese, ‘İlk hastamızdan bu yana sadece bir ölüm ve 2 malinite olgumuz oldu. Bunu sadece tek hastanın 1 yıldan fazla yaşadığı ilk 100 kalp transplantasyonu ile karşılaştırdığınızda gen tedavisinin çok yüksek bir emniyet çıtasını yakaladığını rahatlıkla söyleyebiliriz’ diyor. |
| Son Güncelleme: Salı, 30 Mart 2010 15:22 |






























































